Abdülhak Hâmit Tarhan'dan Recaizade Mahmut Ekrem'e

Saygıdeğer kardeşim Ekrem'im efendim,

Bundan iki.......... önce aldığım mektubunu bir kere daha okudum.

Talim-i Edebiyafı ise her gün okuyorum. Bana senin sözün değil, hayalin bile bir edebiyat dersidir. Yazdığın şeylerden yararlandığım gibi, seni düşün­mekten de yararlanırım, çünkü memleketimizde benim istidadımı gereği gibi değerlendirenlerin - ikincisi diyemem - birincilerindensin. Edebiyat ailesi içinde bir yetim olduğum halde Kemal ile sen bana baba, kardeş oldunuz. Seni daha öğrenmediğimi nasıl düşünürsün bilemem? Şu yukarda söyledi­ğim şeyler vicdanımdan doğdu. Buna da kendi istidadımdan söz edişim bir işarettir.

Evet, ben bilime ve olgunluğa istidatlıyım, fakat bilgisizim. Kemal az şeyde çok şey öğrenmiştir; sen ise çok öğrenmiş olduğun şeyleri herkesten iyi öğrenmişsindir. Bilgilerimiz yeterli olsaydı üçümüz de bizim memleketin değil, fakat dünyanın en büyük şairleri olurduk. Görüyorsun ki içimdeki gizli şeyleri söylüyorum. Bir gün sen bana: "Şinasi nedir?" demiştin. Gerçekten Şinasi ne idi? Onun en büyük erdemi, Kemal'i meydana çıkarmasıdır; ede­biyat kitaplığının anahtarlarını öyle usta bir ele vermesidir. O, dilbilgisi yapmıştı, Kemal onu mantığa götürdü. Sen çok şeyi Kemal'den öğrendin, fakat istidadı ondan öğrenmedin. Zekâ, kavrayış filan Tanrısal okulda oku­nan derslerdendir.

Bana gelince: Edebiyat eğilimi bana senden geldi, Kemal'den gelmedi. Tasvir-i Efkâr çıktığı zamanlarda ben çocuktum. Senin Hakayık-ül-VekayVe, Terakkfye yazdığın şeyler ve başka yapıtlarındır ki beni edebiyat yoluna yöneltti. Hatta, adını, kişiliğini bilip de daha iltifatınla şeref kazanmadığım zamanlarda seni gördükçe içimden: "İşte o güzel şeyleri yazan bu adam değil mi? Ah, elimden gelse de ben de şunun gibi edipçe şeyler yazsam!" derdim. O zamanlarda idi ki, senin basılmış yapıtlarım taklit yoluyle odamda kapamp şiirler düzenler, hayaller tasvir eylerdim. Bilmem nasıl bir ayırt edici kuvvet o yazdığım şeylerin seninkiler kadar güzel olmadığım bana sezdirirdi. İşte o zamanlarda idi ki, sana Bozdoğan Kemerinde, hatta kemerin altında rast­ladım. Uzaktan geldiğini gördüğüm vakit: "Tanrım, nasıl olsa da şu içimin sevdiği adamla tanışsam!" demiştim. Birbirimize yakın geldiğimizde ilkönce sen gülerek bana dedin ki: "Her zaman iltifatınızı bekliyorum, niçin esir­giyorsunuz?" Onun üzerine, selamlaşmaya başladık. Ben senin büyük oldu­ğunu anlamıştım ve seninle konuşurken bunu düşünürdüm; fakat sen kim bilir benim için ne derdin? Seninle konuşmak bana bir edebiyat kitabı oku­mak gibi gelirdi. Demek isterim ki, işte o zaman sen benim gönlümde edebi­yat için büyük bir istek yarattın. O aşırı istekle yazdığım şeyleri düzelten ve tamamlayan Kemal'dir. Şimdi bana hocalıkta hanginiz birinci oluyorsunuz? Orasını sen düşün.

... Artık sözü kesiyorum. Yakında buluşacağımızı umarım. Şimdi­lik çok özlem ve saygıyla ellerinden öperim benim sayın kardeşim Ekrem' im efendim.

17 Teşrinievvel sene 1298

Vicdanınla bir kardeşin Abdülhak Hâmit

(Abülhak Hâmit: Mektuplar, Cilt II, 1335, s. 77-94)

Sadeleştiren: Cevdet KUDRET

Bu yazıyı paylaşın