Abdülhak Hâmit 1876 yılında Paris elçiliği ikinci kâtipliğine atanmıştı. Aşağıdaki mektup, Paris'e gidişinden bir süre sonra, yakın hısımları İbrahim ve Osman beylere yazılmıştır.
Biraderler,
Nemçe1 postasıyle bir mektubunuzu geçen hafta almıştım. Dün de bir ortak mektubunuzu daha alarak sevindim. Avrupa devletlerinin ne yolda davranacaklarım İbrahim Bey soruyor. Şimdilik hepsi tarafsızdır. Yalnız İngiltere'nin Korçakof'un son tasarısına verdiği yanıt biraz barut kokuyor-muş. Fransızlar böyle şeyleri abartırlar, onun için inanılmazsa da bizi umuda düşürecek bir yanıt olduğu da yadsımaya yer yoktur. Eğer İngiltere kabinesi Gladston sürüsüne üstünlük çalarsa, İngilizlerden ileride yardım görüleceği umulur. Yoksa şimdiki durumda Tanrı'dan başka yardımcımız yoktur.2 Dayanağımız Tanrı'dır. Memleketeyn (Eflak-Buğdan: Romanya) maskesini çıkardı. Bugün yarın açıktan açığa savaş ilân edeceği söylenmektedir. Doğrusu büyük pürüzlü işlere doğru sürükleniyoruz. Bakalım işin sonu nereye varacak?
Baki Bey'in söyleme yetisi dünyaca bilindiğinden Peşte siyasa kürsülerinde parlak parlak söylevler vermiş olacağında kuşku yoktur. Ne ömür milletvekili! Gelelim Sezai edib-i meşhuruna (ünlü edebiyatçı Sezai'ye); onun da yakında edebiyata hizmet edecek bir gezi anıları kitabı yayınlayacağında kuşku yoktur. Hüsnü Bey kardeşim, yine sıtmaya uğramışsınız. "Yenişehir armağanı" diyorsunuz, hem yine Yenişehir'e döneceğinizi yazıyorsunuz. Doğrusu bu kadar kendisini düşünmemek olmaz. Size kardeşçe hatırlatayım ki bu yazı istanbul'da çıkarınız. Çünkü sıtma olan yerlerde yazın hiç durulmaz; esenliğe sağlığa zararİıdır. Yazın Paris bile çekilmiyor, nerede kaldı Yenişehir?
Hocabey topa tutulmak biraz tehlikeli imiş. Orada İngiltere ve Fransa çıkarlarına dokunulmuş olmak şöyle dursun, Moskov'un top menzilinde deniz lağımları vardır; zırhlıların birini gözden çıkarmadıkça Hocabey'i yakamayız sanırım. General Klapka buradadır, bazan yemekte birlikte bulunuyoruz. Kendisinin Türklere o denli sevgisi var ki anlatmak olanağı yok. Kişi olarak da hoş. Güzel yüzlü bir adam, seviliyor. Dün akşam operada idik. Bir Hint oyunu gösterdiler. Kendimi Hindistan'da sandım. Hindistan delisi olduğumu bilirsiniz.3 Paşa da4 geçen akşam beni Paleruvayal tiyatrosuna götürdü. Bu özel bir iltifattır.
Bugün hava yine güzel ama uğraşım pek çok, yani evde oturmak zorundayım. İbrahim Bey, gönderdiğin gazetelere teşekkür ederim. Biraz eski ya da değil, bizim önceden bildiklerimiz ise de yine hoşa gitti. Harita istiyorsunuz, bu hafta gönderemezsem gelecek hafta inşallah göndereceğimden güvenli olabilirsiniz. Ben üçünüze bir mektup yazdım. Osman Bey yanıta niçin imza koymamış, yoksa bana dargın mı? Dargın ise elbette mektup göndermediğim için dargındır. Ama ne yapayım, yazamıyorum; kimi üşengen kimi işlerle dolu oluyorum. Onun da, ismail Bey'in de gözlerinden öperim. Anneleriniz hammefendilerin de ellerinden öperim ve ötekilerine selâm ederim. Ferahnüma Hanımla Hacı Kâmile'nin ve Cemalfer dadımn da ellerinden öperim. Artık sözü kesiyorum. Baki hepinizi Tanrı'ya ısmarlarım.
Kardeşiniz Abdülhak Hâmit
1 Avusturya ve Almanya'ya bizde eskiden verilen ad. Eskiden Türkiye'de hemen bütün
yabancı büyük devletlerin özel postaları vardı.
2 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının başlamış ya da başlamak üzere bulunduğu günlerdir.
3 Hâmit, bugünlerden yedi yıl kadar sonra Hindistan'a görevle gidecektir.
4 Paris'teki Türk büyükelçisi olduğu anlaşılıyor.
(Şemsettin Kutlu'nun özel belgeliğinden)
Sadeleştiren: Şemsettin KUTLU
Bu yazıyı paylaşın