Biz

Bir şeyler okurken ilk kez imla hataları, cümle düşüklükleri, noktalama işaretlerinin eksiklikleri rahatsız etmedi beni.

Sanki birileri konuşma diliyle içinden geçenleri anlattı bana. 1930’lu 40’lı, 50’li, 60’lı yıllara götürüp olan biteni anlatmaya çalıştı.

Aşkı, yasak aşkı, yokluğu, varlık içinde yokluğu, erotizmin fetiş öznesi kırmızı ruj ile öpülmüş beyaz sayfaları gördüm.

Sırlarını paylaştılar bu mektupları yazanlar benimle. “Söz ver, sakın kimseye anlatma” dediler. Bazen ağzımdan kaçırdım ama fena sırdaş da sayılmam hani.  Onlardan cesaret alıp ben de bir şeyler anlattım. Artık ne kadar ağızları sıkıysa.

Anıların, bodrum kattaki sahaf dükkânlarında, tozlu kutuların içinde kaybolup gitmesini istemeyen bizlerin ürünüdür  “Gönderilmiş Mektuplar”. Amacımız bir dönemin toplumsal yapısına ışık tutmak, insan ilişkilerini incelemek ve umutla o mektupların varislerine ulaşmaktır. Matlaşmış anılara renk vermek istedik elimizden geldiğince. Bizim bu proje için çalışırken aldığımız hazzı, herkesin okurken alması dileğiyle.

Bu yazıyı paylaşın