Kani'den Mehmet Yeğen Paşa'ya

Yürek yıkımlı sevinin tutkusuyle çarpıntılı ve beyin türlü düşüncelerin birikimiyle sürekli kaynaşma içinde olsun, böyle bir zamanda, artık öyle bir yürekle öyle bir beyni taşıyan adam, görevden ayrılmaktan ve uzaklaş­tırılmaktan, ya da azarlama ve ezinçten etkilenebilir mi?

Hele mektubunun "Ne vakit aklın başına gelir ve işin her zaman ağır­başlılık ve onur olursa..." sözüne "Şaştım da kaldım!" türküsünü çağı­rarak o denli güldüm ki az kaldı kasıklarım çatlayacak ve belki de kendimi tutmam bile zorlaşarak, isteğim dışında, çakşırım ıslanacaktı.

A Paşam! İnsan önce kendisini bilmeli de sonra başkasına öğüt verme­li. Fakat sen üzerindeki memurluk derecesinin ve onurun nedenini özünden bildikçe "buralarım düşünmeye gerek görmezsin ve kendinin uyman gereken öğütleri başkalarına' vermekten el çekmezsin. Senin Kani dediğin herif, kendini bilmezlerin öğütlerine gereksinme duymayacak ölçüde kötü yar­gılı yaradılmamıştır. Özellikle Tanrı, Kâni'ye, kendini bilmezlere kendini bildirecek ölçüde anlatım gücü ve kültürü bol bol bağışlamıştır ki, o yoldan ayrılmaya yaradılışı izin vermez.

Ben mektubumda "Gönül erine uygun bir geçim, varlıkla yokluğu eşit tutanlara özgü bir davranıştır." demiştim. Onu senin gibi anlayışı gevşek ve kafası dümbelek olanlar anlayamazlarsa hoş görülürler.

Ben sana isteğimi açıkça söyleyeyim: Dünya üzüntülerinden, yani en alçak ve en yüksek uğraşlardan kurtulmuş ve başı dinç olarak yaşamak için kimseye eyvallah etmeyen bir yazarın gereksinme duyduğu şeyler, bir oda içinde dağınık yapraklı beş on parça kitap, bir iki testi kırmızı renkli şarap, zaman zaman kadeh tokuşturmak ve dostça görüşüp konuşmak için ayrılık yaratmayı sevmeyen uygun dostlar ve paşalarımız gibi kişilere gereksinme duymayacak ölçüde geçime yeterli gelirdir.

Bunlar ise şimdiki halde var. Gerisi ve geleceği için de yedirip içiren Tanrı, borçlancı (kefil) ve eli açıktır.

Kani2

(Ebüzziya Tevfik: Numune-i Edebiyat-ı Osmaniye, Temsil-i Salis, istanbul 1306/1888, s. 46-48)

Sadeleştiren: Hikmet DİZDAROĞLU

1 Yeğen Mehmet Paşa (7-1745). XVIII yüzyıl Osmanlı sadrazamlarındandır. Çeşitli devlet
görevlerinde bulunduktan sonra, 1737 yılında sadrazamlığa atanmış, bir yıl üç ay sonra sadrazam­
lıktan alınmış, Sakız adasına sürülmüştür.

2 Kani (1712-1791). Tam adı Ebubekir Kâni'dir. Tokat'ta doğmuştur. Divan yazınının on
sekizinci yüzyıldaki şiir ve düzyazı ustalarındandır. Çok özgün bir kişidir. Dünya malma, oruna
önem vermemiştir. Bağımsız yaradılıştadır.

Bu yazıyı paylaşın