Nahit Özeren'den Nihat'a

1 Temmuz 1947

       İzmir

                      Büyük Kardiçalı Han

 

 

Aziz ve sevgili kardeşim Nihatcığım,

 

On, on beş seneden beri yanımda bulunan Fatma’yı biliyorsun.

Bu kızcağız Bergama’nın Turanlı nahiyesine bağlı Ilığın Caber köyünden Hüseyin Azman isminde birisinin kızıdır. Babası kız henüz pek küçük iken ölmüş. Karısı Ummuhan Canavar başka biriyle evlenmiş ve halen aynı köyde oturuyormuş.

 

Birisi Hüseyin diğeri İbrahim isminde iki biraderi varmış onlarda aynı köyde mukim imişler. Kendisinden küçük bir hemşiresi de ölmüş.

 

Bu kızın babası öldüğü zaman bir miras bırakmış, kız küçük olduğu ve benim yanımda bulunduğu için anası ve isimlerini yukarıda zikrettiklerim kardeşleri bu malların üstüne yatmışlar. Kız ise şimdi on dokuz yirmi yaşlarında ve rüştünü ispat etmiş bulunmaktadır.

 

Evvelce avukatı bulunduğum Paşaköy muhtarından kalan malların tespitini rica etmiştim. Onda aldığım malumata göre kalan miras şunlardır:

 

1-      Bir çift öküz, bir sığır ineği, iki ev. Öküzler ve inek satılmış Fatma’nın hissesine 50 lira düşmüş. O para da halen kardeşi İbrahim’de imiş. Evler taksim edilm…(yırtık)

2-      Zeytinlik ve arazi. Bunlardan arazi kendi arzularına göre taksim edilip Fatma’ya on dönüm bir yer ayrılmış, burası da palamutluk imiş. Her sene tofurunu biraderi İbrahim satıp bedelini alırmış. Zeytinliğin mahsülüde annesi Ummuhan ile kardeşleri tarafından satılıp bedelleri kendi aralarında taksim olunurmuş.

3-      Babasının babasından kalma bir de değirmen varmış bunun üstüne de amcası oturmuş.

 

Annesi Ummahan ve kardeşleri intifa ettikleri bu mallardan bugüne kadar Fatma’ya on para göndermedikleri gibi, aralarında yaptıkları taksimde de eyi malları kendileri alıp işe yaramayanları da Fatma’ya ayırmışlar. Kız o vakitler rüştünü ikmal etmediği için tabii bu taksiminde kıymeti yoktur. Hatta yukarıda öldüğünü yazdığım kız kardeşine ayrılan ihalı da yine Fatma’yı karıştırmayarak aralarında taksim edivermişler.

 

Şimdi aziz kardeşim senden ricam şudur. İşi mahkeme yoluna dökmeden kardeşler arasında fena duygular uyandırmadan halletmektir.

 

Bunu da çok kıymetli ve eyi bir zat olduğunu öğrendiğim Turanlı nahiye müdiri kolaylıkla yapabilir. Kardeşlerini, ve köy muhtarını çağırır evvela veraset senedi alıp almadıklarını sorar almışlarsa bir suretini alır.

 

Bizzat uğraşamazsa, bu işe muhtarı ve bir ihtiyar heyeti üyesini memur eder, adilane bir taksim yaptırır, hisap çıkartır, hatta isteklisi varsa Fatma’ya kalan malları sattırır. Bu taktirde ismini bildireceği şahıs namına lüzumlu vekaletname, ve mesaisi karşılığı yine kendisinin takdir edeceği bir ücreti gönderirim. Binnetince bu işi orada tamamen tefsiye edip kızın hakkını kurtarmak için ne lazımsa yapmasının senin tarafından da rica edilmesini diler gözlerinden öperim. 

Nahit Özeren'den Nihat'a
Nahit Özeren'den Nihat'a
Bu yazıyı paylaşın