15 Aralık 1962
Şekerim
Hiçbir zaman iğneli sözler sarf edip seni üzmek istemem. Eğer yanlışlıkla böyle bir şey yaptımsa özür dilerim. Bundan sonra sana mektup yazarken gayet dikkatli olmaya çalışacağım.
Hayatta kimseyi kırmadım. Hele senin üzülmeni hiçbir zaman istemem.
Şunu iyi bilmiş ol ki, sana karşı olan sevgimi tahmin bile edemezsin. Bundan sonra sana olan muamelemde bir kusurum olursa bana söyle.
Hayatta tek güvendiğim insan sensin.
Bülentciğim düğün ve nikah işini galiba ben anlatamadım. Yahut da sen ters anladın. Mesela şöyle; babamın davetlisi çok olduğu için bir kısmını nikaha diğerlerini de düğüne çağırmak.
Onun için ramazandan evvel bu işi halletmek istiyoruz. Bir buçuk ay sonrada salonda düğün olacak. Zaten bayramda nikah dairesi kapalıymış. Eve veya salona gelmiyorlar.
Sende olmaz diye tutturuyorsun. Çok inatçı oldun. Ben gelince seni yumuşatmasını bilirim.
Şimdi ayriyeten elbise diktireceğim. Eğer ısrarında devam edecek olursan en geç Pazartesi akşamı eve telefon et. Bizimkilerde oradalar. Bende ona göre terziyle konuşacağım.
Hiç üzülme iki tarafta ellerinden geldiği kadar fedakarlık ediyorlar. Ailelerin birbirlerine sevgileri hiçbir zaman eksik değil.
Senin o şekilde mektup yazman beni çok üzdü. Zaten içim sıkılıyor senden ayrı kaldığım zaman. Birde mektubunu okuyunca mahvoldum.
Senin orada olman işleri güçleştiriyor. Bütün üzüntüyü çeken benim. Burada olsaydın işler bir kalemde bitmiş olurdu. Mektup veya telefonla bu gibi işlerin halledilmesi oldukça zor.
Neyse hepsi olup bitecek. Bizde evimizde gayet mesut günler geçireceğiz.
Ama birbirimizi hiç kırmadan.
Hayatım mobilya işini sana bırakıyorum. Sade formika olmasında ne olursa olsun. Hiç korkma bütün gayretimle temiz bakmaya çalışırım.
Yarın gidip resim çektireceğim. Babanda geldiği zaman nüfus kağıdımla götürüp veririm.
Geldiğin zaman sana anlatacak o kadar çok şey birikti ki. O gün bir gelse başka bir şey istemem. Artık bu kadar ayrılık yetsin. Hasretle dudaklarından öperim ama dilimi çekmeden.
Oya



Bu yazıyı paylaşın