Şemsettin Sami'den Mehmet Emin Yurdakul'a

Efendim!

Mektubunuzu aldım. Şiirlerinizi okudum. Gerçekten bir Türk askerinin mertçe ve yurtseverce duygularını tasvir ettiğini gördüm. Hele dilin dahi, edebiyat şivesi içinde, bir Türk erinin söyleyebileceği, anlayacağı tarzda seçilmesi gerçekten beğenilmeğe değer. Sırası düştükçe kaç kez söylemi­şimdir, yine söylerim: Edebiyat ve özellikle şiir, ulusal duygu ve düşüncelerin tasvirinden, edebiyat dili herkesin söylediği dilin düzgüncesinden ibaret olmak gerekir. O duygular ve düşünceler istediği kadar yükselsin, o dil is­tediği kadar olgun ve sanatlı olsun; lâkin yine temeli, kökü, başlangıcı "avam" dediğimiz halk bireylerinin kalbinde, beyninde, dilinde olmalıdır. Ulusal düşünce ve duyguların ulusal bir dille anlatılması: İşte şiir, işte ede­biyat! Koyun kendi kuzusunu koklamakla tanıdığı gibi, halk dahi kendi düşüncelerini ve duygularını tanır. Kendi duygu ve düşüncelerini kendi diliyle tasvir etmeyen şiiri, istediği kadar güzel olsun, Avrupa'dan taklit edilerek alınmış en yüce düşünceleri, Arap ve Acem'den aktarılmış en parlak söz sanatlarını toplamış olsun, yine beğenmez, bu benim düşünce ve kal­bimin ürünüdür demez. Kendi diliyle, kendi duygularına uygun olarak söy­lenmeyen sözden hiç etkilenmez.

Bundan dolayıdır ki, Anadolu'da eskiden beri halk dilinde dolaşan ve bizim edebiyat âleminde değer verilmeye de tenezzül olunmayan parmak usulünde bazı şiirler, şarkılar bence Nabî'nin, Bakî'nin, Fuzulî'nin şiirlerine yeğ tutulmağa değer. Onlar belki kabacadır, lâkin Türkçedir. Anlattıkları düşünceler belki pek yüce değildir; lâkin içlerinde, bir duygu, bir ulusal duygu vardır. Söz sanatlarından ne kadar kurtulmuşsalar gönülsel duygu­larla o kadar dolu oldukları görülür, duyulur.

Onlar okunurken, bilgin olsun, bilgisiz olsun, hiç bir Türk yoktur ki etkilenmesin. Görünüşte ağlatacak anlamı kapsamayan bir dizesi kendi­sini ağlatır. Çünkü, kalbinin damarı teline dokunur. Oysa Fuzulî'nin en par­lak, en sanatlı bir beyti sıradan bir Türk'e değil, eski edebiyatın en yanık tapınanlarmdan bir taklitçi edibi bile hiç etkilemez.

Sadece yakınlık duymanız dolayısıyle, âcizlerinin değer biçmesi için gönderdiğiniz şiirlerinizi Türk diliyle ve Türk düşünce ve duygularını kap­sayarak yazılmış gördüğümden ve yeni yetişen şairlerimizin Acem taklit­çiliğinden büsbütün Frenk taklitçiliğine dizginleri çevirmektense biraz da Türk dili, duyguları ve düşünceleri meydanında at oynatmaya özenmeleri ulusal ilerleme adına istenmemezlik edilemeyeceği için, buna bir çığır açtı­ğınızdan dolayı sizi kutlamaya, hayırlı işinizi de övmeğe değer görüyorum

efendim.

Fî 18 Haziran sene 1313

Sami

(Mehmet Emin [Yurdakul], Türkçe Şiirler) Sadeleştiren: Cevdet KUDRET

Bu yazıyı paylaşın