Tevfik Fikret'ten Süleyman Nazif'e

Yeis ... yeis ... yeis!... yeisliyim kardeşim; dehşetli bir kızgınlık bu­nalımı içindeyim, sönüyorum. Bu biraz daha sürerse, eyvah!... Sebebini söyleyim mi ? Fakat bu o kadar tuhaf ki, gülersiniz diye korkuyorum; ki­mi zaman kendim bile kendi halime gülüyorum. Koca bir âlem içinde yalnızım, Nazif! En yakın arkadaşlarımın arasında, sokağa çıplak çıkmış bir adam duygusuyle titriyorum; herkesin vicdanı kapalı, örtülü; yalnız ben çıplak! Herkes hiç olmazsa üniformalarla - ne diyeyim - mayasını ör­tüyor; herkes zamanın alçaklık süslerine bürünebiliyor; herkes namuslu geçinerek alçak yaşamanın kolayını buluyor; herkes bu rezalet havasında nefes alabilmek için bir kolaylığa, bir çareye, bir büyüye sahip..,

İşte kalem namusu, basm namusu, edebiyat namusu... O da öldü, o da çiğnendi. Gazetesinde bir jurnal sureti basamayanlar artık gazeteci sayıla-mıyor.1 Sonra içimizde o edepsizleri kötülüklerinin üstün gelmesinden dolayı kutlamağa koşacak, "Bir gaza ettin ki hoşnûd eyledin Peygamber'i" alkış-larıyle onların bu danışıklı dövüşlerini, namussuzluğun bu vicdanı kıran yenmesini alkışlayacak namuslular da var.

Elveda ey aşk-ı nâmûs, elfirâk ey sıyt-i âr!

 (Ey namus aşkı, ey utanmanın iyi ünü,  allahaısmarladık!)

Bilir misiniz, bu zamanda namus, kılıfını kemirir bir cevherden başka bir şey değil. Size koşuyorum; elbette siz beni anlar, benimle ağlarsınız. Bayramın ilk günlerinden beri damarlarımın içinde bir kızgınlık zehiri do­laşıyor, kanımı kemiriyor; burada artık herkesin benden ürktüğünü, kaçmak istediğini görüyorum. Herkes edepsizliğe hak veriyor; bana diyorlar ki: "Zaman haklıdır, akıllıdır; sen budalasın!" Allah aşkına siz öyle yapmayın, siz bari deyiniz ki: "Sen budalasın; fakat zaman haklı,   akıllı değildir!"

Faik nerede? O daha istanbul'a dönmeyecek mi? Bunu mektubunuza cevap olarak yazmıyorum. O cevabı aklımı başıma aldığım zaman yazarım. Ali Kemal'e teşekkürler olsun ki bana bu iltifatnamemi kazandırdı. Nesip'in gözlerinden öperim; ah ne olur, buraya bir gün evvel gelse, ne olur!

Yeisimin derecesini düşünemezsin, kardeşim; kendimi taşlara çarpa­cağım geliyor. Fakat hani benim yurtsever kanımla kirlenecek bir temiz taş?

2 Şubat 1314/1899 Tevfik Fikret

(Muallim, 1333, Cilt: II, sayı 14)

Sadeleştiren: Cevdet KUDRET

1 Malûmat gazetesinin sahibi Baba Tahir, o devirde, dahiliye nâzın aleyhinde açık bir jurnal yayımlamıştı.

 

Bu yazıyı paylaşın